Ödül ya da ceza çocuklara mı yoksa ebeveynlere mi?
Çocuklarınızda belli davranışları pekiştirmek için nasıl bir yöntem tercih ediyorsunuz? Ceza mı yoksa ödül mü, konuşarak anlatmak mı istediğiniz davranışı kendiniz sergileyerek örnek olmak mı?


Ebeveynler çocuklarıyla kendi yaşam şekillerine uygun, toplumla uyum sağlamasını kolaylaştıracak davranışlarla ilgili sınırları ve kuralları paylaşmalıdır. Bu paylaşımlar tabii ki doğru zamanda ve doğru yerdeki hatırlatmalarla pekiştirilmelidir. Bu konuda çocuğun bakımını sağlayan herkesin ortak ve tutarlı dil oluşturması son derece önemlidir. Çünkü ev içerisinde iyi polis kötü polis durumuna düşmemek ortak dil kullanımıyla ilgilidir. Bunu anne babayla da sınırlayamayız. Evin içerisinde yaşayan herkesin çocukla aynı dili kullanması önemlidir. Bu kişiler bakım desteği sağlayan yardımcı olabileceği gibi, aile büyükleri de olabilmektedir. Bu seferlik olsun ne olacak ki, biz buradayken yapsın sonra siz nasıl isterseniz öyle yapsın gibi söylemler çocuğun aynı davranışı kişilere göre, bulunduğu yere göre değiştirebileceğini öğretir. Çocuğunuza “annenle ya da babanla konuştun mu? Ne dedi? Bir de ben konuşayım.” dediğinizde; çocuğunuz bilir ki siz fikir ve ağız birliği yapacaksınız. Bu da çocuğunuzun kişiye göre davranışını değiştirmesinin önüne geçecektir. İstenilen davranış konusunda gösterilecek ortak tutum çocukta davranışın normalleşmesini ve onun da aynı şekilde davranmasını sağlayacaktır.
Tabii ki hiçbir şey burada yazıldığı kadar kolay olmuyor. Ama çocuğumuzdan beklediğimiz davranışlar kendi yaşantımızla örtüştüğünde işler biraz daha kolaylaşıyor. Kendi yapmadığımız, uygulamadığımız davranışları, söylemediğimiz sözleri çocuğumuzdan beklememiz ilişkide çatışmalara, krizlere sebep olabiliyor. Burada işleri nasıl düzelteceğimize karar verememek, krizi yönetememek de ne yazık ki ceza ve ödülün kapılarını aralıyor. Çünkü karşımızdakini baskılamak ya da isteklerimize karşılık istediklerini vermek olayı çözmese de geçici çözümler getiriyor. Bunun yerine kendimize arada dışarıdan bakıp beklediğim davranışı ben sergiliyor muyum dediğimizde ya da kendi verdiğimiz tepkileri gözden geçirdiğimizde çözüm bulmak daha kolay olabiliyor. Çünkü çocuklarımız da bizden bağımsız davranışlar edinmiyorlar. Önce kendimizi farkına varmak beklentilerimizin de düzeyini belirleyecektir.
Her yaştaki çocuğun kendi yaşına uygun alabileceği sorumluluklar, yaşam becerileri bulunmaktadır. Bunlar ebeveynler tarafından çocuğa anlık zorunluluk değil yaşam sorumluluğu olarak sunulduğunda çocuğun krizleri daha az olacak, ne zaman bunu yıkabilirim diye düşünmeyecektir. Çünkü çocuk bu davranışları sadece sözlü hatırlatıcılar olarak duymayıp gözlemleriyle de pekiştirdiğinden içselleştirmiş olacaktır. Çocuğun yaptığı davranışa motivasyonunu arttırmak için kullanacağınız takdir cümleleri özgüvenini geliştirecek (burada dikkat edilmesi gereken sen ne kadar zekisin, ne kadar beceriklisin değil o anda yaptığı çalışma üzerinden takdir etmek), durumlara yeni bakış açısı katmak için sizinle de fikirlerini paylaşmak konusunda istekliliğini arttıracaktır.
Çocuklarımız hayatı bizi model alarak öğreniyorlar. Bizim davranışlarımızla kendi tutumlarını geliştiriyorlar. Bu nedenle çocuklarımıza sunduğumuz ceza ve ödüller baştan belirlenmemiş sınırlar, kendi adımıza gerçekleştirmediğimiz netliklerin ve tutarsızlıkların sonucu olabilir mi acaba?
